Kadıköy’ün gizli Ayazması

Kadıköy Moda’da bulunan ünlü Koço Meyhanesi, 1928 yılından bu zamana kadar içindeki Ayazma ile birlikte yaşıyor.

1924 yılında moda kıyısında Rum balıkçılar tarafından bir kaya deliğinde fışkıran su bulunur. Suyun kutsal olduğuna karar verilir. Rivayete göre suyun etrafında kilisenin temellerine ve Aya Ekaterini’nin ikonasına rastlanmıştır. Üzerine ahşap bir bina inşa edilerek ziyarete açılan küçük Ayazma’ya ”Aya Ekaterini” adı verilir. Moda Vapur İskelesi’nin hemen yanında bulunan Ayazma’nın üzerindeki bina 1934-35 yıllarında yıkılır. Binanın yerine yeni bir bina inşa edilir. Ancak Ayazma aynen korunur, 1950’de onarımdan geçer. Ayazma’nın üstündeki bina, ilk olarak Konstantinos Koço Korontos tarafından ”Moda Park Lokantası” adıyla bir kır kahvesi olarak hizmete açılır. 1954’te Moda Park Lokantası’nın işletmesini sürdüren Koço Bey vefat eder. Vefatından sonra Moda Park Lokantası’nın işletmesini Gökçeadalı Atanaş Cano ile Stelyo Mavro devralır.

Türkiye’de tek

Dünya’nın bir çok kentinde Aya Ekaterini ‘nin adını taşıyan ayazmalar var. Moda Burnu’nda bulunan Aya Ekaterini Ayazması Türkiye’de tek sayılıyor.

Ayazma, her inançtan insanın buluşma noktası olarak görülüyor. Pazartesi günleri Metropolitden gelen papazın eşliğinde ilahiler okunuyor, mum dikip dilekte bulunuyor.

Aya Ekaterini Ayazması’nın hikayesi

MS 294 yılı Kral Maksimianus döneminde İskenderiye’de insanların putlara taptığı bir diyarda aristokrat bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir. Adını Dorotea koyarlar. Büyüdükçe güzelleşen Dorotea, dönemin okullarında felsefe, hitabet, şiir yazma, müzik, fizik, matematik, astronomi ve tıp dersleri okur. Asaleti, fazilet sahibi olması ve güzelliği üzerine bir de kültürünü ekleyince herkes tarafından istenen bir gelin adayı haline gelir ancak onun kimselerde gözü yoktur. Bir gün bir rahip ona İsa Peygamber’den söz edince İsa’ya inanır, vaftiz olur ve taçlandırılmış taç anlamına gelen Ekaterini adını alır. Ekaterini Kral Maksimianus’a İsa Peygamber’e olan bağlılığını açıklar ve kralı putlara adadığı kurbanlar nedeniyle halka şikâyet eder. Kral, Ekaterini’yi davasından vazgeçirmek için 50 hatip görevlendirir. Ekaterini kralın kendisine gönderdiği hatipleri de Hristiyan olmaya ikna eder. Kral, emrine karşı gelen ve eşini dahi etkileyen Ekaterini’nin başını kestirir. Hristiyanlarca ; Ekariti’nin vücudunun, melekler tarafından Sina Yarımadası’nın en yüksek dağının tepesine götürüldüğüne inanılır.

Bu olaydan 3 asır sonra, Kral Jüstinyen’in bu tepede yaptırdığı manastırın rahipleri rüyalarında Aya Ekaterini’nin naaşının yerini görürler. Naaş bulunduğu yerden alınarak, daha sonra Ekateri’nin adını alacak olan manastırın ana bölümünde mermer bir lahite yerleştirilir. O günden sonra, lahitten miron (kutsal parfüm) yayıldığına ve bunun günümüze kadar gelen bir mucize olduğuna inanılacaktır.

Kaynak : KOÇU, REŞAD EKREM, İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi ve Neşriyat Kollektif A.Ş., 1958

Yorum bırakın