İstanbulun Ayasofya’dan sonra en büyük bazilikalarından biri olan Saraçhane Belediye Sarayı’nın kuzeybatısında ve Atatürk bulvarı üzerinde kalıntıları duran Ayios Polyeuktos Kilisesi 11. yüzyılda önce harap edildi, sonra da yağmalandı.

Batı Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen ve Ayasofya’dan önce İstanbul’un en büyük bazilikası olan kilisenin kalıntıları, 1960’ta bir temel kazısı sırasında bulundu. Kilisenin kıymetli parçaları ve sütunları Barcelona ve Venedik’e kaçırıldı.
‘‘AÇIK HAVA TUVALETİNDEN AÇIK HAVA MÜZESİNE”

Birkaç sene önce bakımsız olan yapı ve çevresi Nihan Parlak, Barış Baruter ve Mert Güller Fatih Şehremini Lisesinde okuyan üç öğrenci sayesinde tel örgülerle çevrildi ve açık hava tuvaletinden açık hava müzesine dönüştürüldü.
Bir eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği bu üç öğrenci proje yarışmasına katıldılar. Ancak aylardır emek verdikleri projeleri Anıtlar Kurulu engeline takıldı. Projelerine konu olarak Saraçhane`deki Ayios Polyeuktos Kilisesini seçtiler. Etrafı devlet kurumları ile çevrili olan 1500 yıllık kilise, içler acısı durumdaydı. Kilise kalıntılarını yakından incelemek isteyenler, burunlarını tıkamak zorunda kalıyorlardı.Polyeuktos bir açık hava tuvaletine ve tinercilerin barınma yerine dönüşmüştü. İşte bu üç lise öğrencisi de bu kilise kalıntılarını temizleyip, turistik bir mekana dönüştürme amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle irtibata geçtiler ve olumlu yanıt aldılar.
Bunun üzerine afişler, tanıtım yazıları hazırladılar. Büyükşehir ile temizlik, ışıklandırma, güvenlik personeli ve bilgi panosu konusunda ortaklık anlaşması imzalandı. İlk iş olarak Park ve Bahçeler Müdürlüğü kalıntıların çevresini tel örgü ile çevirdi.
Güvenlik olmadığı için daha sonraları tekrardan evsiz insanların sığındığı bir alan haline dönüşen yapı şuanda da aynı durumda.
”ANTİK ÇAĞDA KADININ GÜCÜ”

Antik Çağ kültüründen geleneklerin halen baskın olduğu bir dönem olan Hristiyanlık ve erken Bizans dönemlerinde kadınlar, dışa dönük bir toplum yaşamı sürdürmüş ve göreceli olarak özgürlüğe sahip olmuşlardır.
İmparatorluk ailesine mensup kadınlar, yaşamlarını Tanrı’nın bir lütfu olarak değerlendirmelerinin sonucunda, kiliseleri Tanrı’ya bir teşekkür olarak hediye sunarlardı.Tanrı’ya şükranlarını sunmak amacıyla Anikia’nın hediye ettiği Aziz Polyeuktos Kilisesi, değerli taşlar ile süslemeleri ve ince oyma işçiliği ile hiçbir masraftan kaçınmayan Anikia’nın cömertliğini ve kendini var etme sürecini gözler önüne sermektedir. Bir kadın olarak böylesine ihtişamlı bir kilise yaptırmak sadece imparatoriçelere özgü iken Anikia’nın bunu başarmış olması güçlü ve etkin bir kadının sesini duyurur.
”SANAT ESERİ EVSİZLERİN MEKANI OLDU”

Yapıtın yakınından geçen vatandaşa sorduk : ”Bu kalıntıların ne olduğunu biliyor musunuz?”
Yapıtın yanından geçen bir vatandaş ”Senelerdir buradan geçiyorum, buradaki taşların ne olduğu konusunda hiç bir fikrim yok, sadece evsizlerin buraya girip burda yattığını defalarca gördüm.”
Başka bir vatandaş ise ”Yapıtla ilgili bilgilendirmeyi bir keresinde okumuştum, böyle değerli bir yapıtın başıboş bırakılması tamamen belediyenin suçu. Çimenlerden gözükmüyor. Bir aralar hep evsizleri görüyordum içerisinde” dedi.

Belediye’nin güvenlik koymaması yapıtın bir viraneye dönüşmesine neden oldu. Yüzyıllar öncesinden kalan bu yapıttan kalan parçalar oradaki park içerisinde başıboş bırakılması sanat eserlerine saygı duyulmadığının bir göstergesi.
Kaynak : Cogito dergisi , 17. sayı, 1999 (Bizans özel sayısı)
Murat Belge, İstanbul gezi rehberi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2000.
